top of page

İş Görülmediği Halde İşveren Hangi Hallerde İşçiye Ücret Ödemek Zorundadır?

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Baykan
    Mehmet Baykan
  • 20 saat önce
  • 3 dakikada okunur
İş Görülmediği Halde İşveren Hangi Hallerde İşçiye Ücret Ödemek Zorundadır?
İş Görülmediği Halde İşveren Hangi Hallerde İşçiye Ücret Ödemek Zorundadır?

4857 Sayılı İş Kanunu’na Göre Çalışılmadan Ücret Ödenen Durumlar

Çalışma hayatında genel kural, ücretin yapılan işin karşılığı olarak ödenmesidir. Ancak iş hukuku, bu kuralın bazı istisnalarını öngörmüştür. Bazı hâllerde işçi fiilen çalışmasa dahi, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Bu durum, işçinin korunması ilkesinin doğal bir sonucudur ve 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir.


Bu yazıda, iş görülmediği hâlde işveren hangi durumlarda işçiye ücret ödemek zorundadır sorusu; kanuni dayanaklar ve uygulamadaki örnekler üzerinden ayrıntılı şekilde ele alınacaktır.


İşverenin Temerrüdü Halinde Ücret Ödeme Yükümlülüğü

İşverenin temerrüdü, işçinin çalışmaya hazır olmasına rağmen işverenin iş vermemesi durumudur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 34. maddesi, bu durumda işçinin ücret hakkının saklı olduğunu açıkça belirtir.


İşçi, iş sözleşmesi gereği iş görmeye hazır olduğu hâlde, işveren tarafından işin durdurulması veya iş verilmemesi nedeniyle çalışamıyorsa, bu durum işçinin kusurundan kaynaklanmaz. Dolayısıyla işveren, işçi çalışmamış olsa bile ücret ödemekle yükümlüdür.


Bu düzenleme, işverenin keyfi şekilde işçiyi çalıştırmayarak ücret ödemekten kaçınmasının önüne geçmeyi amaçlar. İşçi, bu süre boyunca iş görmemiş olsa dahi ücret hakkını kaybetmez.


Sonuç olarak işverenin temerrüdü hâlinde, iş görülmeden ücret ödenmesi yasal bir zorunluluktur.


Zorlayıcı Nedenlerle İşin Durdurulması

Zorlayıcı nedenler; deprem, sel, yangın gibi öngörülemeyen ve kaçınılamayan olaylardır. Bu tür durumlarda işyerinde faaliyetin durması hâlinde, işçinin çalışması fiilen mümkün olmayabilir.


4857 sayılı İş Kanunu’na göre zorlayıcı nedenlerle işin durması hâlinde, ilk bir hafta boyunca işçiye yarım ücret ödenmesi zorunludur. Bu süre, işçinin mağduriyetini azaltmayı amaçlayan bir geçiş dönemidir.


Bir haftalık sürenin sonunda iş sözleşmesi askıya alınabilir. Ancak ilk hafta için ücret ödeme yükümlülüğü, işveren açısından açık bir kanuni yükümlülüktür.


Bu düzenleme, işçinin iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle gelir kaybına uğramasının önüne geçmeyi hedefler.


Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri

İşçinin çalışmadığı hâlde ücret aldığı durumlardan biri de ulusal bayram ve genel tatil günleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre bu günlerde işçi çalışmasa bile, bir günlük ücreti tam olarak ödenir.


Eğer işçi bu günlerde çalışırsa, ayrıca bir günlük ücret daha hak eder. Ancak çalışmaması hâlinde dahi ücretin ödenmesi zorunludur. Bu durum, iş görme şartı aranmaksızın ücret ödenen istisnai hâllerden biridir.


Ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, işçinin dinlenme hakkının ve sosyal yaşamının korunmasına hizmet eder.


Dolayısıyla bu günlerde iş görülmese bile ücret hakkı doğar.


Yıllık Ücretli İzin Süresi

Yıllık ücretli izin, işçinin fiilen çalışmadığı ancak ücret aldığı en temel durumlardan biridir. İş Kanunu’na göre yıllık izin süresi boyunca işçinin ücreti tam olarak ödenir.


Yıllık izin, işçinin dinlenme hakkının bir parçasıdır ve bu süre zarfında ücret ödenmemesi mümkün değildir. İşveren, işçinin izne çıkmasını ücret kaybı aracı olarak kullanamaz.


Bu düzenleme, işçinin bedensel ve ruhsal sağlığını korumayı amaçlar. İşçi izin süresince iş görmemiş olsa da ücret hakkı aynen devam eder.


Bu yönüyle yıllık ücretli izin, iş görülmeden ücret ödenen hâllerin en açık örneklerinden biridir.


Hastalık ve Raporlu Olunan Süreler

İşçinin hastalık nedeniyle çalışamadığı dönemlerde, ücret ödeme yükümlülüğü bazı şartlara bağlıdır. İşveren açısından doğrudan ücret ödeme yükümlülüğü sınırlı olmakla birlikte, işçi bu sürelerde tamamen gelirsiz bırakılmaz.


İşçinin sağlık raporu aldığı sürelerde, geçici iş göremezlik ödeneği SGK tarafından karşılanır. Ancak bazı iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri, bu sürelerde işverenin ücret farkı ödemesini öngörebilir.


Bu durumda işçi fiilen çalışmamış olsa bile, gelir kaybı telafi edilir. Uygulamada bu tür düzenlemeler sıkça görülmektedir.


Dolayısıyla raporlu olunan süreler, iş görülmeden ücret veya ücret benzeri ödeme yapılan hâller arasında değerlendirilir.


İşçinin Kanuni İzin ve Mazeret Halleri

İş Kanunu’nda yer alan mazeret izinleri de iş görülmeden ücret ödenen durumlar arasındadır. Evlenme, doğum veya ölüm gibi hâllerde işçiye belirli sürelerle izin verilir ve bu sürelerde ücret kesintisi yapılamaz.

Bu izinler, işçinin sosyal hayatını korumaya yönelik düzenlemelerdir. İşçi bu sürelerde çalışmasa bile, ücret hakkı devam eder.


İşveren, bu izinleri ücret kesintisi gerekçesi yapamaz. Aksi hâlde hukuki sorumluluk doğar.


Bu yönüyle mazeret izinleri, iş hukuku açısından önemli istisnai düzenlemelerdir.


İş Görülmeden Ücret Ödenmesinin Hukuki Amacı

İş görülmediği hâlde ücret ödenmesini öngören düzenlemelerin temel amacı, işçinin korunmasıdır. İşçi, çoğu durumda çalışamamasında kusurlu değildir. Bu nedenle iş hukuku, gelir kaybını sınırlamayı hedefler.


4857 sayılı İş Kanunu’nun bu konudaki hükümleri, çalışma barışını ve sosyal adaleti sağlamaya yöneliktir. İşçinin ekonomik güvenliğinin korunması, iş hukukunun temel prensiplerinden biridir.


Sonuç olarak iş görülmeden ücret ödenen hâller, istisna değil; iş hukukunun koruyucu yaklaşımının bir yansımasıdır.

Yorumlar


Kategoriler

bottom of page