Getir'in Hikayesi: “10 Dakikada Market” Fikrinden Küresel Girişim Devine
- Mehmet Baykan

- 26 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur

Getir Fikrinin Doğuşu
2015 yılında Nazım Salur, Türkiye’de mobil teknolojilerin hızla yayılmaya başladığı bir dönemde şunu fark etti: İnsanlar ulaşım için BiTaksi gibi uygulamaları kullanmaya başlamıştı, ama market alışverişinde hâlâ uzun kuyruklar ve vakit kaybı yaşanıyordu. İşte bu gözlem, “Ya market ayağımıza gelirse?” sorusunu doğurdu. Böylece Getir’in tohumları atıldı.
İlk Adımlar
İstanbul’un birkaç semtinde küçük depolar (dark store) kurularak denemeler yapıldı. Bu depolar, sadece uygulama üzerinden gelen siparişlere hizmet veriyordu. Kullanıcı sipariş verdiğinde, en yakındaki kurye birkaç dakika içinde kapıya geliyordu. “Dakikalar içinde teslimat” iddiası, ilk başta hayal gibi görünse de, pilot bölgelerde kısa sürede kullanıcıların ilgisini çekti.
Zorluklar ve Şüpheler
Başlangıçta birçok yatırımcı bu fikre şüpheyle yaklaştı. “İnsanlar market alışverişini 10 dakikada getirilmesine gerek duyar mı?” sorusu sıkça soruldu. Ayrıca operasyonel maliyetler yüksekti. Depoların yönetimi, kuryelerin organizasyonu ve teknolojinin sürekli geliştirilmesi büyük emek gerektiriyordu. Ancak Nazım Salur, risk alarak büyümeye devam etti.
Büyük Sıçrama
Getir’in asıl yükselişi, kullanıcıların davranışlarındaki değişimle oldu. Yoğun iş hayatı, trafik ve zaman darlığı nedeniyle insanlar hızlı çözümlere yöneliyordu. Getir, bu ihtiyacı doğru zamanda yakaladı. Türkiye’de büyük bir kullanıcı kitlesi oluşturduktan sonra gözünü yurt dışına çevirdi.
2021’de Londra’ya açıldığında İngiliz basını “10 dakikada alışveriş” fikrine şaşkınlıkla baktı. Ardından Paris, Berlin, Amsterdam ve hatta New York gibi şehirlerde de hizmete girdi. Getir, kısa sürede dünyanın en değerli girişimlerinden biri haline geldi ve milyarlarca dolarlık yatırım aldı.
Kriz ve Dayanıklılık
Elbette yolculuk hep kolay olmadı. Pandemi dönemi Getir için hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir sınav oldu. Talep inanılmaz derecede arttı, ancak operasyonel yük de aynı şekilde büyüdü. Depoların stok yönetimi, binlerce yeni kuryenin işe alımı ve sistemin çökmeden çalışması için teknolojik altyapıya ciddi yatırımlar yapıldı.
Daha sonra global pazarda bazı zorluklar ortaya çıktı. Rekabet sertleşti, yatırım ortamı daraldı. Getir, bazı şehirlerden çekilmek zorunda kaldı. Ama bu süreç, markanın krizlere karşı ne kadar dirençli olduğunu da gösterdi.
Getir'in Hikayesinden Çıkarılacak Dersler
Getir'in hikayesi, üç temel iş dersini öne çıkarıyor:
Zamanlama çok önemlidir. İnsanların henüz fark etmediği ama çok ihtiyaç duyacağı bir hizmeti ilk siz sunarsanız, büyük fark yaratırsınız.
Operasyonel mükemmellik olmadan fikir hayatta kalmaz. Getir, sadece bir uygulama değil; lojistik, teknoloji ve insan gücünün birleşimidir.
Krizler fırsat olabilir. Pandemi, pek çok şirketi zorlarken Getir’in küresel ölçekte sıçrama yapmasına kapı açtı.
Sonuç
Getir, sadece bir girişim değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji alanındaki küresel markalarından biri haline geldi. “Market alışverişi günlerce sürebilir ama 10 dakikada kapına gelir” fikri, bugün dünya çapında milyarlarca dolar değerinde bir iş modeli yarattı.



































Yorumlar